Üyelerimizle Sohbetler serisi ile Teknolojide Kadın Derneği ailesini yakından tanıma, deneyimlerini dinleme ve teknoloji ile olan ilişkilerini öğrenme fırsatı yakalıyoruz. Serimize Teknolojide Kadın Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mastercard Doğu Avrupa Bölge Başkanı Yasemin Bedir ile devam ediyoruz. Yaptığımız röportajda Sayın Yasemin Bedir, kendi kariyer yolculuğundan, Mastercard’ın şirket kültürünün başarısından, verinin gün geçtikçe artan öneminden ve hiper-kişiselleştirmeden bahsederken aynı zamanda gün geçtikçe harcama gücü artan Z kuşağı hakkında ilgi çekici veriler paylaşıyor.
1. Bu zamana kadar nasıl bir kariyer yolculuğunuz oldu? Kariyer yolculuğunuzda devam ederken yolunuza ışık tutanlardan ve bu zamana kadarki önemli dönüm noktalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Mastercard’a 2007 yılında katıldım ve yıllar boyunca küresel olarak çeşitli görevlerde yer aldım. Şu anda Mastercard Doğu Avrupa Bölge Başkanı görevini yürütüyorum. Türkiye’ye dönmeden önce 2017 yılında Mastercard’ın Kuzey Amerika Pazarlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandım ve Mastercard ABD’de çalışan Türkiye’den ilk kadın üst düzey yönetici oldum.
Bu rol benim kariyerimde ve gelişimimde dönüm noktası oldu. Mastercard NY merkez ofiste yerleşik bulunduğum ve coğrafi olarak tüm Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’yı kapsayan bu görevde birçok farklı kültürden ve iş disiplininden çalışma arkadaşlarım oldu. Bu rol sayesinde farklılıklarımızın, kolektif olarak ortaya konan projeleri ne kadar zenginleştirdiğini daha da iyi gördüm. İnovatif düşünce ve yaratıcılığın, problem çözme yeteneğinin, en kapsayıcı ortamlarda yeşerdiğini birinci elden deneyimledim. Yatay bir organizasyonda en yenisinden, en kıdemlisine tüm çalışanların eşitlikçi ve açık şekilde fikrini paylaşabilmesi, katkı sağlaması bence paha biçilemez.
Kariyerime ilk başladığımda en büyük hayalim kendimi geliştirebileceğim, kendime, çalışma arkadaşlarıma ve işime değer katabileceğim bir şirketin parçası olmaktı. Mastercard profesyonel, sosyal ve kültürel anlamda beni hep besledi. Kurum kültürünü yazıdan öteye geçirebilen, bu kültürü her gün tüm çalışanlarına ve paydaşlarına sunduğu deneyimle yaşatan bir şirkette çalıştığım için çok mutluyum.
2. Şu anda Teknolojide Kadın Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev alıyorsunuz. Dernek ile tanışma hikayenizi bizlerle paylaşabilir misiniz? Teknolojide Kadın Derneği sizce Türkiye içerisinde hangi alanlarda kalıcı fayda sağlıyor?
Wtech ile tanışmama sevgili Zehra Öney köprü oldu. Uzun yıllardır teknoloji ve kadın alanlarında özel bir ilgi ve motivasyonla çalışıyorum. Ortak bir hedefi benimseyen bireylerin aynı noktada buluşmasını ve tüm gayretleriyle birlikte yeni çalışmalar inşa etmesini çok kıymetli buluyorum. Bu nedenle Wtech’e katılmaktan ve bu çatı altında katma değerli çalışmalara imza atmaktan çok mutluyum.
Teknoloji uçsuz bucaksız, devinimi bitmeyen bir alan. Kadınların teknolojiye temas etmesiyle ne denli büyük bir fırsat yakalayacağımız, kadınların hayatlarında nasıl değerli bir pencere açacağımız aşikar. Cumhuriyetimizin 100. yılında hayata geçen ve STEM alanılarından mezun olan gençleri Türkiye’nin büyük şirketleri ile bir araya getiren “Teknolojinin Lider 100leri” projesi de bunu destekler nitelikte. Wtech’in bu eksenlerin kesişmesini mümkün kılması ve güçlendirmesi biz iş insanları olarak çok değerli. Oturmuş bir yapı, ortak akıl ve motivasyon, teknoloji ile gelişen kadınlar, kadınlarla gelişen teknoloji temalarını hem kariyerim hem de kişisel bakış açım sebebiyle çok önemli buluyorum.
3. 2023 yılında Mastercard, Great Place to Work sertifikası sahibi oldu. Mastercard’ın başarısının arkasında ne yatıyor ve Mastercard’ın bu başarısı işin geleceği ile ilgili bize neler söylüyor?
Mastercard olarak uygulamalarımızı hayata geçirirken odağımıza her zaman çalışma arkadaşlarımızı koyuyoruz. Onların hem zihinsel hem fiziksel olarak bütünsel bir şekilde sağlıklı ve iyi olması bizim için birincil önem taşıyor. Geliştirdiğimiz teknolojiler, endüstriye sunduğumuz inovasyonlar, Mastercard’ın şirket kültürü stratejimizi şekillendiriyor. Paralelinde, teknolojiyle gelişen bir şirket olmamızın genç yeteneklerin ilgisini çektiğine inanıyorum.
İşimize olan tutkumuzu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir, kapsayıcı kültür oluşturma amacımız ile pekiştiriyoruz. Dahiliyetçilik, eşitlik ve çeşitlilik sahiplendiğimiz en önemli değerlerden. Bu karakterimizle doğal olarak en nitelikli ve yetkin çalışanların dikkatini çekiyoruz. Çalışan devir oranımızın düşük olması doğru yolda olduğumuzun göstergesi.
4. Türkiye ve dünyada verinin önemi her geçen gün giderek artıyor. Hayatın her alanından verilerin toplanmaya başlandığı günümüzde daha önce farkına varmadığımız veya son yıllarda ön plana çıkan ilginç tüketici verileri var mı? Gelecekte veri alanında çalışmak isteyen mezunların yapay zekanın hızla geliştiği bu çağda nasıl yetkinliklere sahip olmaları gerekiyor?
Biz her gün milyarlarca insanın hayatına dokunuyoruz, ekonomileri ve girişimcileri güçlendiriyoruz, insanları bir araya getiriyor ve büyümeyi teşvik ediyoruz. 210 ülkede 50’den fazla para biriminde tüketicileri, perakendecileri, bankaları ve yerel yönetimleri bir araya getiren bir network sağlayıcısı olmanın ötesinde; dünyanın en büyük, en karmaşık, yüksek hızlı ağlarından birini işletiyoruz. Tüm bu süreçlerde çalışmalarımızı dayandırdığımız en somut öge; veri.
Ödeme sistemlerinden siber güvenliğe, endüstrilerin dinamiklerinden Mastercard olarak yarattığımız teknolojilerin tümünde verinin vazgeçilmez bir konumu bulunuyor. Veriyi yapay zeka ile buluşturduğumuzda da önümüze sayısız fırsatlar çıkıyor. 2030’a kadar, Yapay Zeka’nın küresel ekonomiye 15.7 trilyon dolar eklemesi bekleniyor. Bu da herkes için pek çok fırsatın kapılarını aralanması demek.
Mastercard Trends raporlarındaki yakın geleceği etkileyecek temalardan biri “Z kuşağının büyümesi” olarak ortaya çıkıyor. Z kuşağı, 360 milyar dolarlık harcama gücüyle dünya nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yakın gelecekte satın alma gücü bakımından Boomers kuşağını geride bırakacakları tahmin ediliyor ve bu da onların göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir nesil olduklarına işaret ediyor. Teknoloji penceresinden baktığımızda, Z kuşağının %41’i akıllı telefonlarını kaybetmektense cüzdanlarını kaybetmeyi tercih ediyor. %33’ü alışveriş deneyimlerinin temassız olmasını beklerken yine %33’ü yeni teknolojiyi ilk kullanan olmak istiyor. Bu verilerin bizim iş yapış şeklimize ve gelecek dönem çalışmalarımıza katkısı büyük.
Bir diğer öne çıkan trend ise Hiper-Kişiselleştirme. Dijital ekosistemde sadakatin çok daha zor olduğu düşünüldüğünde, satıcıların sofistike araçlar ve taktiklerle hiper kişiselleştirmeden yararlanması gerekiyor. Trend raporlarımızın çıktılarından biri olan tüketicilerin %56’sının hiper-kişiselleştirmeyle, kendi ihtiyaç ve isteklerine göre uyarlanmış ürün ve hizmetlerle ilgilenmesi bu gerekliliği pekiştiriyor.
Özellikle veri alanında çalışmak isteyen mezunların teknolojiyi çok iyi takip etmenin yanı sıra vizyonlarını geliştirecek mentörlerle bir araya gelmesini önemli buluyorum. Ayrıca cesaretin en büyük davranışlardan biri olduğuna; aynı zamanda merakı, başarı tutkusunu ve öğrenme hevesini de beraberinde getireceğine inanıyorum. Ve bu, sonuç ne olursa olsun başarıyı kutlamanın ve başarısızlıktan ders çıkarmanın en öğretici yolu. Yolculukları boyunca liderin risk aldığını ve kalıpların dışında düşündüğünü unutmamalılar; bu onları çok daha fazla motive edecektir.


