Üyelerimizle Sohbetler: Bekir İçli

Uyelerimizle-Sohbetler-Bekir-Icli

 

Üyelerimizle Sohbetler serisi ile Teknolojide Kadın Derneği ailesini yakından tanıma, deneyimlerini dinleme ve teknoloji ile olan ilişkilerini öğrenme fırsatı yakalıyoruz. Serimize Teknolojide Kadın Derneği Kurumsal Üyemiz Bosphorus Endüstriyel Yazılım Çözümleri ve Dış Ticaret A.Ş.’nin Kurucusu ve CEO’su Bekir İçli ile devam ediyoruz. Yaptığımız röportajda Sayın Bekir İçli kendi kariyer yolculuğundan, derneğimizle tanışma hikayesinden, teknoloji ile olan bireysel ilişkisinden, Türkiye’de dijital dönüşümü hızlandırmak için atmamız gereken adımlardan ve teknoloji ile kurulacak ideal bir dünya düzeninden bahsediyor. 

1. Bu zamana kadar nasıl bir kariyer yolculuğunuz oldu? Kariyer yolculuğunuzda devam ederken yolunuza ışık tutanlardan ve bu zamana kadarki önemli dönüm noktalarınızdan bahsedebilir misiniz?

2007 Bilkent Elektrik-Elektronik Müh. mezunuyum. İlk iş deneyimime Siemens Almanya’da Gömülü Sistemler Yazılımcısı olarak başladım. Sanırım akademik hayat sonrası ilk önemli dönüm noktam, iş hayatına Alman disipliniyle başlamış olmamdır diyebilirim. İş hayatında sorumluluğun ve verilen sözü tutmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmek çok farklı bir tecrübeydi. Döndüğümde iyi derecede Almanca konuşuyor olmamın dışında, Alman kültürünü ve iş disiplinini de iyi tanımış, özümsemiştim. Türkiye’ye döndükten sonraki iş hayatımda ve çeşitli yönetim kademelerinde yoğun olarak Alman müşterilerle çalışmaya devam ettim. Alman iş disiplini ile genç Türk mühendislerin zekasını birleştirmek, bugünkü başarımızın yolunu açtı.

2019 yılında BISS’i kurarak, yeni nesil teknolojileri ülkemizde üretip dünyaya ulaştırarak önemli bir misyonu üstlendik. 2024 yılına, sektörünün en mutlu teknoloji şirketi olarak girmekten gurur duyuyoruz.

2. Wtech ile yollarınız nasıl kesişti? Dernek ile olan ilişkinizden bahsedebilir misiniz?

Biz şirket olarak kurulduğumuz günden bu yana sosyal sorumluluk projelerine çok değer verdik, önemsedik. Ekibimiz çok genç insanlardan oluşuyor, hepsi parlak zekaya ve doğal getirisi olarak çok sağlam yenilikçi fikirlere sahip. Biz de şirket olarak çalışan arkadaşlarımızın her zaman kalıpların dışında düşünmesini, beyin fırtınası yapmasını destekleriz. Arkadaşlarımız her özel günde standart kutlamalar yerine özellikle kadın ve gençleri destekleyen derneklere bağış yapmamızı isterler. Ya da mühendis ekibimiz kar amacı gütmeyen, toplumun faydasına olacağına inandığımız projeler üretir ve bunu ilgili makamlarla paylaşırız. 

Bütün bu toplum faydası için fikir üretim çabalarımız devam ederken, şirketimizin PR konusunda danışmanlık aldığı, bize yeni kapılar açılmasına vesile olan Aysın Hanım bizi Wtech ile tanıştırdı. Derneğin yaptığı işler, amacı, vizyonu bizim sosyal sorumluluk projelerine bakış açımızla mükemmel örtüşüyordu. Şimdi maddi katılımların dışında bilgilerimizi, tecrübelerimizi paylaşabildiğimiz eğitim ortaklığı da yapıyoruz. Amacımız derneğimizle beraber büyüyerek topluma fayda odaklı sosyal sorumluluk projelerini üretmek ve destek olmak.

 3. Teknoloji ile olan bireysel ilişkinizden bahsedebilir misiniz? Bir kurucu olarak teknoloji sizi ve işinizi son yıllarda nasıl değiştiriyor?

Teknolojiyle olan bireysel ilişkim, çocukluğumdan bu yana merak ve keşfetme isteğiyle şekillendi. Özellikle elektronik cihazlara aşırı ilgi duyar, hep ‘kurcalama’ ya da tamir etme isteğim olurdu. Bilgisayar teknolojisi ile ilk tanışmam üniversitenin başlarında oldu ve o zamandan beri dijital teknolojiyle iç içe olmaktan keyif alıyorum. Yazılım mühendisliği eğitimim ve sektördeki 18 yıllık deneyimim, teknolojinin iş dünyasını nasıl değiştirdiğini bizzat gözlemleme ve yazdığım yazılımlarla katkıda bulunmama imkan tanıdı. 

Teknoloji, işimizi daha verimli hale getirirken, aynı zamanda sürekli olarak değişen ve gelişen bir alan olması nedeniyle kendimizi sürekli olarak güncellememizi gerektiriyor. Bu dinamik doğa, bizi sürekli olarak ileriye taşımak için motive ediyor ve inovasyona teşvik ediyor. Bu sebeple firma olarak üstlendiğimiz misyonla birlikte, işletmelerin teknolojik dönüşümlerini sağlamak, dijitalleşmeyi özümsemek ve gelecek nesillerin de teknolojiden keyif almaları için emek harcıyoruz.

4. Bosphorus ISS’in kurucusu olarak Türkiye’deki şirketlerin dijitalleşmesine katkıda bulunuyorsunuz. Yapay zeka devrimi hayatımızı derinden dönüştürürken bir yandan da ülkelerin dijitalleşme süreci devam ediyor. Türkiye’de dijital dönüşümü hızlandırmak için nasıl adımlar atabiliriz?

Bunun için ilk önce dünyaya bakmalı ve artık en değerli firmaların istisnasız tamamının teknoloji şirketi olduğunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla ülkemizi de hayal ettiğimiz medeniyetler ligine taşıyacak tek şeyin teknoloji üretmek olduğunu kabul etmeliyiz. Vietnam günümüzden buna çok güzel bir örnek; teknoloji üreten bir ülke olarak dünyaya kendini artık kabul ettirmiş durumda. Gayri Safi Milli Hasılaları bizden düşük olabilir, kişi başı gelirleri henüz bizden düşük olabilir, ama on yıl sonra müthiş bir ivmeyle yükselmiş olacaklar. 

Somut olarak neler yapılabilir: 

  • STEM alanında bugünün en kıymetli bilim insanlarını yetiştirmiş olan Fen Liselerine yatırımlar artırılmalı, yeteneklerin takibi ve yönlendirilmesi sağlanmalıdır.
  • Şirketlerin ve sanayinin dijitalleşmesi için teşvikler ve denetlemeler yaparak topyekün bir dönüşüm sağlanmalı. Bir ülkenin teknoloji tüketmeden üretmesi mümkün olamaz.
  • Teknoloji üreten şirketlerin teşviklerle desteklenmesi. İlk cümlede de bahsettiğim gibi, ülkenin geleceği ve refahı teknoloji üretmeyi zorunlu kılıyor. Bunu yapan firmaları ayrıştırarak büyümelerinin ve üretimde dünya markası olma yolunun açılması sağlanmalıdır.
  • Teknoloji üretecek nitelikli insanların, üniversite sonrasında istihdam edilmesi ve yetiştirilmesinin teşvik edilmesi, firmaların ihtiyaç duydukları kapasiteden fazla işe alım yapmasını ve sektörün ihtiyacını kendi içerisinde karşılamasını sağlayacaktır.
  • Tabii ki bunların en önemlisi; yetiştirdiği nitelikli insanı kaybetmeyen, onlara kendi topraklarında yaşamanın önemini anlatan, gidenlerin de geri dönmesine ve bu ülkeye katma değer sağlamalarına imkan verecek politikalar üretilmesi gerekiyor.

5. Teknolojinin insan yararına kullanıldığı bir dünyada ideal dünya düzeni sizce nasıl olmalı?

Teknoloji ile harmanlanmış ideal dünyada, teknolojiye erişimin eşit imkanlarla sağlanmış ve insanın yaşam kalitesini artırmak üzere kullanılıyor olmasını hayal ediyorum. Bu bağlamda, teknolojinin insan merkezli tasarımı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmelidir. Veri gizliliği ve güvenliği sağlanarak bireylerin mahremiyeti korunmalı, çevreye duyarlı teknolojilerin geliştirilmesiyle sürdürülebilir bir gelecek için adımlar atılmalıdır. Ayrıca, eğitim ve bilgiye erişim ile küresel dayanışmanın güçlendirilmesi için teknolojiyi kullanarak fırsat eşitliği sağlanmalıdır.

Mesela 2050’de; hangi ilde yaşadığınızdan bağımsız olarak aynı şartlarda iş imkanına erişimin olduğu, akıllı tarım teknolojileri sayesinde verimliliği yüksek ve sürdürülebilir üretim yaparak kendine yetebilen, teknolojide dünya markaları oluşturmuş ve dünyaya teknoloji ihraç eden, yapay zeka destekli sağlık hizmetleriyle uzakları yakın kılan, dijital eğitim ve uzaktan çalışma imkanlarıyla herkesin eşit erişim hakkına sahip olduğu bir Türkiye hayali gerçekten ne kadar uzağımızda? Her şey bir hayalle başlar.