Üyelerimizle Sohbetler: Aysun Karabıyık Sarıkaya

Uyelerimizle-Sohbetler-Aysun-Karabiyik-Sarikaya

 

Üyelerimizle Sohbetler serisi ile Teknolojide Kadın Derneği ailesini yakından tanıma, deneyimlerini dinleme ve teknoloji ile olan ilişkilerini öğrenme fırsatı yakalıyoruz. Serimize Teknolojide Kadın Derneği Kurumsal Üyemiz Ankaref CMO’su ve Start-up Mentoru Aysun Karabıyık Sarıkaya ile devam ediyoruz. Yaptığımız röportajda Sayın Aysun Karabıyık Sarıkaya kendi kariyer yolculuğundan, derneğimizle tanışma hikayesinden, teknoloji ile kurulacak ideal bir dünya düzeninden bahsediyor. Avrupa’nın en büyük IoT şirketi Ankaref’in pazarlama direktörü olarak Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) 2024 yılında nasıl değişeceğini ve gelecek tahminlerini paylaşan Karabıyık Sarıkaya, aynı zamanda bir start-up mentoru olarak kendi girişimlerini kurmak isteyen kadınlara sesleniyor.

1.Bu zamana kadar nasıl bir kariyer yolculuğunuz oldu? Kariyer yolculuğunuzda devam ederken yolunuza ışık tutanlardan ve bu zamana kadarki önemli dönüm noktalarınızdan bahsedebilir misiniz? 

Pazarlama ve iletişim alanında 20 yılı aşkın süredir yöneticilik yapıyorum. Bu süre zarfında pazarlamanın neredeyse her alanında hem kurum hem de ajans tarafında çalıştım ve Ogilvy, Tommy Hilfiger, Lenovo gibi birçok değerli markada farklı bölgelerde deneyim kazanma fırsatı buldum. 10 yılımı teknolojinin tam da içinde Lenovo’da tüm ürün gruplarından ve farklı bölgelerden sorumlu yönetici olarak geçirdim. 20 yıllık kurumsal kariyerimden sonra start-up ekosistemine dahil olmak ve bu yeni dünyayı geç olmadan keşfetmek istedim. Yapay zeka tabanlı yüz tanıma teknolojisi üreten ve sanal deneme çözümü sunan bir start-up ile yola çıktık ve sadece 2,5 yıl içinde teknoloji alanında büyük bir Amerikan şirketi tarafından satın alınarak önemli bir başarı elde ettik. Sonrasında, yola bir start-up olarak başlayan ve şu anda Avrupa’nın en büyük IoT şirketi olan Ankaref’e katıldım. Farklı sektörlere yönelik çözümler sunarak dijital dönüşüme yön veren bir şirkette kariyerime devam ederken aynı zamanda teknoloji odaklı girişimlere mentorluk yapmaya da devam ediyorum.

Kurumsal dünyada başarılı bir kariyere sahip olmak kendi içinde de dönüm noktaları barındırıyor, ancak bilmediğim bir alana girip konfor alanımı terk etmek en öne çıkanı diyebilirim. Özellikle pandemi dönemine denk gelmesi tahmin ettiğimden daha zorlu bir deneyim oldu. Start-up dünyası herkesin milyon dolarlık çıkışlar yapabildiği bir yer değil, kurumsal dünyaya göre çok daha zorlu, çok riskli ve daha belirsiz bir dünya. Bizim kuşağın (X) bakış açısını çok zorlayan, ürkütücü gelen, tahmininizden daha çevik olmayı gerektiren yepyeni bir dünya! Kariyerimde, bu alandaki ilk deneyimde başarılı bir çıkış yapmak benim için çok önemli bir dönüm noktası oldu diyebilirim.

2. Wtech ile yollarınız nasıl kesişti? Dernek ile olan ilişkinizden bahsedebilir misiniz?

Teknoloji sektöründeki cinsiyet uçurumu giderek genişliyor ve bugün bu alanda çalışan her beş kişiden yalnızca biri kadın. Bunun üzerinde çok düşünmemiz gerekiyor. Wtech, bu eğilimi tersine çevirmeye adamış bir oluşum. Cinsiyet uçurumunu kapatma hedefiyle hareket eden Wtech, ülke çapında önemli işlere imza atıyor. Çok değerli paydaşlarla birlikte ve Zehra Öney’in bireysel olarak yıllardır süren müthiş çabasıyla, zorlu projelerin kısa sürede hayata geçirilmesi ilham verici. Bireysel anlamda uzun yıllardır teknoloji sektörünün içerisinde bir yönetici, kurumsal olarak da lider bir teknoloji şirketi olduğumuz için bu heyecanlı oluşumun bir parçası olmak önemli. Zira, Wtech’in bilim ve teknolojide uzman kadın sayısını artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğine destek vermek için yaptığı çalışmalara paralel projelerimizle, aynı hedefe odaklanmış olmamız çok değerli. Örneğin, Ankaref girişimi olan AYA (Anadolu Yetenek Akademisi) ile Anadolu’nun her noktasında, yeni mezun olacak üniversite gençliğine eğitimler vererek onlara mezuniyet sonrası istihdam olanağı sağlamaya çalışırken bu çalışmalarda kız öğrencilerin yoğunluğunun da gururunu taşıyoruz.

3. Ankaref’teki CMO rolünüze ek olarak aynı zamanda bir startup mentoru olarak çalışıyorsunuz. Türkiye’de startup kurmak isteyen kadınlara nasıl bir mesajınız olur?

Cüret etmek ve risk almak! Önyargıların, orantısız eleştirilerin ve adil olmayan bir dünyanın cesaretsizliğe sürüklemesine izin vermemek gerekiyor.

Start-up dünyası, büyük düşünmeyi ve hızlı aksiyon almayı zorunlu kılan bir alan. Büyük hedeflere odaklanırken hızı kaybetmemek çok önemli. Zamanınızı ve kaynaklarınızı etkili bir şekilde yönetmek için net bir plana sahip olmak ve organize olmak, olmazsa olmaz.

Yolculuğunuzda, başarıya ulaşmanın en önemli unsurlarından biri de yan yana yürüdüğünüz ekibinizdir. Doğru ekip arkadaşlarıyla güçlü bir iş birliği içinde olmak, hedeflerinize ulaşmanızı sağlamada çok önemli. Ayrıca, fikir önderleriyle, uzmanlarla kurulan sağlam ilişkiler, size birçok fırsat sunabilir. Bu yüzden, ilgili etkinliklere katılmak, profesyonel organizasyonlarda yer almak ve mentorluk almak önemlidir. Bu adımlar, sadece çevrenizi genişletmekle kalmaz, aynı zamanda yeni bilgiler edinmenize, farklı bakış açıları kazanmanıza ve kişisel olarak gelişmenize de katkıda bulunur.

Elbette, başarısızlık anları yaşanacak ve kesinlikle yaşanmalı. Hatta bence bu, dünyanın en önemli öğretilerinden biri; ne kadar çok düşerseniz o kadar sağlam yürürsünüz. Düşüşlerden ders çıkarmak ve moral bozukluğuna kapılmamak önemli. Aslında, cesaretinizin kırılması, daha da büyümek için bir sıçrama tahtası gibi düşünülmeli.

4. Ankaref olarak Türkiye’ye birçok Nesnelerin İnterneti çözümleri sunuyorsunuz. Bildiğiniz gibi Nesnelerin İnterneti önümüzdeki yıl yapay zeka ile birlikte gündemimizde olacak dönüştürücü teknolojiler arasında. Bu alanda 2024 yılında nasıl trendler göreceğiz?

Sevindirici olan o ki, artık kurumlar IoT’nin değerini görüyor ve süreçlerini kolaylaştırmak ve daha verimli hale getirmek için nesnelerin internetini hızla benimsiyor. IoT, sağlık ve perakendeden üretim ve ulaşıma kadar birçok farklı sektörde çok kritik bir güç haline geliyor.

2024 yılı sonu itibarıyla, Nesnelerin İnterneti’ni (IoT) oluşturan dünya çapındaki araç, oyuncak, cihaz ve ev aletleri ağına bağlı 207 milyardan fazla cihazın olacağı tahmin ediliyor. Büyük, endüstriyel ölçekli cihazlardan, diş fırçası ve priz gibi daha küçük, günlük ihtiyaçlara kadar her şey çevrimiçi hale geldikçe, bağlı IoT cihazlarının sayısı da artmaya devam edecek. IoT giyilebilir cihazlar trendi bir süredir büyüyordu, 2024 yılında daha da ivme kazanacak. Sağlıkla ilgili ürünler, akıllı saatler ya da akıllı giysiler gibi cihazlar, kullanıcıların bağlantıda kalmaları için yenilikçi yollar sunacak. Özellikle 5G Ağları, IoT büyümesini çok hızlı arttıracak, daha yüksek hız, daha düşük gecikme süresi sunan 5G’nin IoT üzerindeki etkisi, yeni nesil IoT uygulamalarını mümkün kılacak. Dünyanın dört bir yanındaki şehirler verimliliği artırmak, maliyetleri düşürmek ve vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltmek için IoT teknolojilerine yatırım yaptıkça, bu sene akıllı şehirleri de daha çok konuşacağız.

Daha da hızlı şekilde IoT ile sektörlerin yeniden şekillendiği ve iş stratejilerinin yeniden tanımlandığı büyük değişikliklere tanıklık edeceğiz. Tüm bu gelişmeler de bir trend değil ama gereklilik olarak, gizlilik ve veri güvenliği konusunda daha büyük yatırımların yapılmasını zorunlu kılacak.

5. Teknolojinin insan yararına kullanıldığı bir dünyada ideal dünya düzeni sizce nasıl olmalı?

Dünyamızın giderek daha fazla teknoloji odaklı hale geldiğini inkar edemeyiz. Teknolojinin insanlara fayda sağladığı sürece anlamlı olduğuna inanıyorum. Ancak toplum olarak teknolojinin hızla ilerlemesinin getireceği tehlikelerin farkında olmamız ve teknolojinin sağladığı avantajlardan yararlanmaya devam ederken bunları azaltacak aksiyonlar almak zorundayız.

Teknoloji sadece ulaşılma ve ulaşma kolaylığı değil, daha sürdürülebilir metodolojilere, doğal kaynaklarımızın daha iyi yönetilmesine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüşüme ve bunun gibi birçok çığır açan gelişmeye yol açarken bunlar çevre üzerinde çok büyük olumlu etkiler sunuyor. Aynı durum sağlık sektörü için de geçerli.

Sadece uyum sağlamak ve tüketmek yerine, teknolojinin kopyalayamayacağı benzersiz insani becerilerin geliştirildiği bir dünya harika olurdu! Bu nedenle bence odağımız “insan” ve “insan olmak” olmalı. Bu nedenle artık çok daha fazla empati, yaratıcılık ve iletişim konuştuğumuz, manuel süreçlerin robotlarla yapılırken insanların daha katma değerli işlere yöneldiği ve bu şekilde daha verimli hale gelen bir dünya umut ediyorum.

Umarım tüm bu sürecin doğuracağı gizlilik konusu da çözülmüş ya da en azından az tehlike barındırır olur. Hakkımızdaki bilgilerin izlenmesi ve paylaşılması yeni bağlantının çok önemli bir parçası. Verilerimiz bizi ahlaki ve etik sınırlarımızı gözden geçirmeye ve yeniden tanımlamaya yönlendirecek.

Teknolojik gelişmeler, insanlığın sürdürülebilirliğe yönelik hızlı adımlar atmasına yardımcı olduğunda her şey çok daha güzel olacak. Hiçbir zaman bir gelişme hem bu kadar heyecanlı hem de bu kadar potansiyel tehlike barındırmamıştı. Bu yüzden aslında hepimiz hem bireysel hem de kolektif olarak aldığımız kararlarla bu sürecin doğru yönde gelişimine rehberlik etmekten sorumluyuz.